Yaşama dair güzel hayaller kuranlar, elbette sağlık ve mutluluğu göz ardı edemezler. Sağlıksız zevk-ü safa olmaz. Hayatı değerli kılan her şey çok önemli. İyi ama siz sağlığınıza ne derece önem veriyorsunuz? Hayatın geri kalanını kimseye muhtaç olmadan, kendi ayaklarınızın üstünde geçirebilmek için ne gibi yatırımlar yapıyorsunuz?
Günümüz insanı evini, arabasını, işyerini milyonlarca lira harcayarak sigorta yaptırıyor. Ancak sıra sağlık sigortası yaptırmaya gelince hiç kimseden tık yok. En çok önemsenmesi gereken, sıralamada en başta olması gereken sağlık konusu maalesef ki en sonlarda! Yıllarca çalışıp para biriktiren, tatil yüzü görmeyen birçok kişi, tam da malını mülkünü yapıp “ohh be artık keyfime bakabilirim” diye düşündüğünde
bir hastalık gelip yapışıveriyor insanın yakasına… Yıllarca çalış çabala tam rahat yüzü göreceksin bu kez de o doktor senin, bu doktor benim gez dur bakalım işin yoksa. İyileşmek için para lazım; varsa tedavi oluyorsun, yoksa da yok olup gidiyorsun… İnsanın yıllarca ne için koşturduğuna bakmaksızın, düşünmeye bile zaman kalmadan!
Bir başka tarafta ise paran var ama hastalığa çare yok…
Ya da; yıllar boyu koşmadan, yüzmeden, futbol oynamadan, hatta yürüyüşe bile çıkamadan çalışan birçokları…
Gençlik yıllarında değil gezmek tozmak, eklem ağrısı, tansiyon, şeker, kolesterol gibi hastalıklardan çoğu zaman hastaneyle ev arasında mekik dokumaktalar..
Bunların hepsi bal gibi bilinen şeyler ama bana bir şey olmaz mantalitesiyle önemsenmeyen ya da dikkat-i nazariyemizden kaçan konular. Gençlik denen enerjinin dorukta olduğu yaşlar göz açıp kapayıncaya kadar geçiyor. İnsan ömrünün seksenli, doksanlı yaşlara merdiven dayadığı bir çağda yaşıyoruz. Hatta uzatılması için de bilim adamları gece gündüz demeden harıl harıl çalışıyorlar. Bu da gösteriyor ki hayatımızın en az 20 yılı önceki yıllara nazaran daha durağan ve hareketsiz geçecek. İşte hayatın son baharı, son demi olan bu yıllar ne kadar rahat geçerse, o kadar hayatın tadına varılır.
Sağlık mutluluğun sigortasıdır. Hayata saygı duymak kendinizi önemsemektir. Spor ve egzersiz yaparak sağlığınızı hastalıklara kaşı sigortalayabilir dahası uzun ve mutlu bir yaşamı hak edebilirsiniz. Spora başlamanın yaşı yoktur. Bireysel sporlardan tenis, yüzme, dansı seçebilir; daha kolay olsun diyorsanız; tempolu yürüyüşleri düşünebilirsiniz.
* * *
Egzersiz yaparak fiziksel kapasiteyi arttırmak, bunun neticesinde birçok hastalığı geciktirmek ya da önlemek mümkün. Ancak bunun da çeşitli kuralları var: -Gelişigüzel değil düzenli yapılmalı, -her egzersiz belli bir süre devam etmeli, -yaş, form durumu dikkate alınmalı, -ciddi bir rahatsızlık söz konusu ise doktor gözetiminde yapılmalı.
Egzersiz yaparken amaç sinirlenmek değil sakinleşmek olmalı. Kalbi yormadan, sakatlanmadan, gün boyu oluşan stresten kurtulmanın, hareketsizlikten kasılmış kasları ve eklemleri rahatlatmanın en ucuz, en kolay, en etkili yoludur egzersiz yapmak. Günlük faydalarının yanı sıra uzun vadede getirisi; kan dolaşımını düzenleyerek kalp-damar hastalıklarından korur, eklem ağrılarını geçirir, bağışıklık sistemini geliştirir, kolesterolü düşürür, yaşlılığa bağlı kemik erimesini azaltır, azalan kas kitlesini arttırır. Spor ve egzersizin faydası saymakla bitmez.
Yapanlar için başka bir neden var ki kadın-erkek, çocuk-yaşlı herkesin baş belası” fazla kilolar”. İnce ve fit bir vücuda sahip olup, kasları güçlendirerek düzgün bir duruş, denge ve koordinasyona sahip olmak. Kadınlarda erkeklere göre daha çok olan yağ deposu ABD’li uzmanlara göre kadınlar da en çok %25, erkeklerde ise %15 olmalıymış. Bu da kadınların biraz daha aktif olmalarını gerektiriyor.
Erkeklerin yapı itibarıyla karın bölgesinde, kadınların da kalçalarında biriken yağlar 30’lu yaşlardan itibaren yılda 0.2 -0.8 kg oranında artış gösterir. 50-60’lı yaşlarda kiloları aynı kalsa bile vücutlarındaki yağ
oranında yüksek bir artış olması gerçeği; özellikle kadınlar, erkeklerinde genç yaşlardan itibaren vücutlarındaki kas yoğunluğunu arttırıp, yağlanma riskini ortadan kaldırmaları, birçok hastalığı geciktirmek için sebep teşkil edecektir. Ülkemizde toplum sağlığını korumak adına çok fazla çalışma ve araştırma yapılmasa da obezitenin çocuk yaşlara kadar indiğini açıklayan araştırma şirketleri, spor ve sağlık konusunun
daha ciddi platformlara taşımalıdır. Obezitenin her yıl katlanarak arttığı ABD’de 1995 Milli Sağlık ve Gıda Tarama Enstitüsü nün yaptığı bir araştırmaya göre her üç Amerikalıdan biri obez. Bu kişilerin yüksek tansiyon, aşırı yağlanma, ve tip II diabetik hastalıklara yakalanma riskleri normal kiloda insanlara göre 2-3 kat daha fazla.
Aslında şişmanlığın tek sebebi kötü beslenme değil. Kullanılan ilaçlar, hormonal bozukluk, aktivite eksikliği, çok uyuma ve tembellik, yaş-cinsiyet gibi faktörler zaman içerisinde kişiyi kilolu, sağlıksız ve mutsuz edecektir. Bütün bunların ardında çözüm yine hekimlerle, beslenme uzmanları, diyetisyenlerde aranacaktır.
Zaman içinde, zamana yenik düşmek böyle bir şey. Siz siz olun geç kalmayın. Treni kaçırmadan yarı yolda kalmadan önleminizi alın.
UFUK ERKOçKAR
uerkockar@mynet.com