Okullarda artan şiddet olayları
Bunu engellemenin bir yolu yok mu?

 

 

 

 

Artışın seOku  Okullarda ki suç işleme oranları aldı başını gidiyor.

                Bunu  Bunları engellemenin bir yolu yok mu acaba?

Elbette var!

Uzman kişilere danışmak, sabırlı olmak, kısa sürelerde mucizeler beklememek gerekiyor.

Acaba    Biz bu sağlık ve spor kavramlarını daha çocuk yaşlarda öğrenmiş olsaydık ya da ergenlik yıllarından itibaren atletizm, dans, voleybol, basketbol v.s kavramlarla tanışmış olsaydık, yaşamımızda ne gibi değişiklikler, artılar ve eksiler  olurdu?

Ülkemizde nüfusun dörtte üçü otuz yaşın altında. Yani genç ve çocuk sayısı ortalama olarak 25 milyon civarında. Acaba bu kadar gencin yüzde bilmem kaçı spor yapabiliyor?

Ya da kaçta kaçı sunulan imkânlardan faydalanıp, aktif ve sağlıklı bir yaşam sürdürebilmekte?

Okullarda işlenen cinayetler, bıçaklama ve taşlı-sopalı kavgalar sonunda birçok öğrencinin ve ailenin canı yanıyor. Gün olmuyor ki televizyon ve gazetelerde böyle bir haber çıkmasın.

Peki acaba yanlış nerede? Gençleri suç işlemeye iten sebepler neler? Onları bütün bunlardan uzak tutmanın bir yolu yok mu? Gerçek sorumlular kimler?

Yaşadığımız zamana uyum göstermek, değişime açık olmak gerekiyor. Yenilikçi olmadıkça, eğitim ve öğretimde reformlar yapılmadıkça, bilimsel çalışmalar desteklenmedikçe hiçbir toplum ileri gidemez, çağın gerisinde kalır.

Eğitim çağındaki her çocuk spora ve sanata yönlendirilip, farklı alanlarda çalışmalar yaptırılmadıkça, daha çok başımız ağırır. Eğitim imkânından yoksun çocuk ve gençler hiçbir işe yaramadıklarını düşünerek suç makineleri haline gelirken, şimdilerde okullu kesim arasında şiddetin artması düşündürücü tabi ki! Gerekli çalışmaların yapılması için neden bekleniyor? Anlamak çok zor…

Yapılan araştırmalar gösteriyor ki yeterli ımkanlara sahip olmayan aileler devlet tarafından desteklenip, iş imkânı sağlanmadıkça, çocuklar okul yerine işe gönderilecek. Eğitim devlet politikası olduğunda her alanda yetenekli ve başarılı sporcular, sanatkârlar, bilim adamları yetiştirmek hayal değil. Bunun canlı örneklerini batıda ve doğu ülkelerinde rahatlıkla görebilmekteyiz. Topluma faydalı; üretebilen, düşünebilen ve düşünceleri sorgulayabilen, kendine güveni sonsuz, bireylerden oluşan bir toplumun sırtı kolay kolay yere gelmez. Okullardaki suç işleme oranlarının artması, eğitimdeki çarpıklığın bir diğer göstergesidir.  Gerekli yasalar biran önce çıkartılıp uygulamaya geçilmedikçe, bu oran artmaya devam edecektir. Eğitim sporla desteklendiği zaman gençlerin suç işlemeye zamanı kalmayacaktır. Unutmamalıdır ki şiddetin asıl nedeni zayıflıktır. Hem ruhsal, hem de fiziksel bakımdan. Zayıf kişilikler suç işlemeye daha meyilli olurlar.

Halbuki başarının tadını almış kişilerin kendilerine güvenleri tam olduğundan, onları suça teşvik etmek imkansızdır. Baş öğretmenimiz Atatürk,  spor ve sanatı çok önemsemiş ve cumhuriyetin kurulduğu yıllarda tüm zorluklara, imkânsızlıklara rağmen spora çok önem vermiş ve sporcuları desteklemiştir. Eğer gençler bu ülkenin teminatı ise ki bu böyle; onlara imkânlar verilmeli, yatırımlar yapılmalıdır.

Gençlik ve Spor Bakanlığı sadece federasyonlarla değil, kitle sporlarına da ehemmiyet verdiği zaman, halkımız da spor yapma lüksüne kavuşabilir. Son zamanlarda bu konu sadece oy peşinde koşan yerel yönetimlerce popularite kazanmaya başladı. Ancak seçime çeyrek kala başlatılan bu çalışmalar çok kısa sürecek ve yeni gelen yöneticiler tarafından uygulanmayacaktır ne yazık ki…

Nerden mi biliyorum acaba?

Tarih tekerrürden ibarettir de!!!

Birçok yönüyle örnek aldığımız Batı’da çocuklar daha ilkokul çağlarında spor ve sanata yönlendiriliyorlar. Sonrasında ise Avrupa ve Dünya çapında kazanılan kupalar, madalyalar ve kırılan rekorlar… Neden bizim gençlerimiz dereceye giremiyor, kupalar kaldırıp, gerçek başarılara imza atamıyorlar? Aslında cevabını herkesin bildiği bir soru bu. Biran önce çözümler üretilip, gençleri kazanmanın bu ülkeye faydalı bireyler olarak topluma kazandırmanın yollarına bakılmalıdır. Onlar bizim en değerli hazinelerimiz…

 Geleceğimiz…

Uzun yıllardan beri kapısında beklediğimiz, her seferinde kovulmaktan beter olduğumuz Avrupa Birliğinin, son günlerde bize göz kırpmasının ardında ki gerçeklerden biri de sahip olduğumuz genç nüfustur. Başarılı gençlerimiz, burs alarak yurtdışına master, doktora yapmaya gidiyor ve gerekli şartların ülkemizde oluşmayacağı endişesi ile bir daha da dönmüyor. Sonrada neden ülkemizde bilim adamı yetişmiyor diye vahlanıp duruyoruz. 

2004-2005 yılları arasında yükseköğrenim gören kişi sayısı 1.969.086. Bunun %35 kadarı açık üniversitelerde okuyor. Acaba bu gençlerin kaç tanesi aktif olarak spor yapabiliyor? Ya da yüzde kaçına spor yapma imkânı sunuluyor?

Üniversitelerde Beden Eğitimi dersi seçmeli olarak uygulanıyor. Ancak hem devlet hem vakıf üniversitelerinde tesisiler çok yetersiz…

Bu durumda ya bu dersi seçmiyorlar, ya da faaliyet alanları çok kısıtlı olduğu için hiçbir verim alamıyorlar.  Zaten gençlere kalsa kantin köşelerinde ya da orda burada geyik yapmak, kız ya da erkek arkadaş peşinde koşmak daha eğlenceli. Buna bir de boş geçen dersler eklenince değmeyin keyiflerine! Vakıf üniversiteleri de bu konuda yetersiz, ya da ilgisiz kalmak işlerine geliyor.

Ama kalmamalılar. “Sağlam kafa, sağlam vücutta bulunur.” Gençlere spor yaptıralım, yapmayanları teşvik edelim

çağımız bilgi, teknoloji çağı. Bilim ve teknik ilerledikçe, beden gücüne olan ihtiyaç her geçen gün biraz daha azalıyor. Masa başında, yerinizden bile kalkmadan, kumandalarla, birçok hizmeti almak veya vermek mümkün. Bunun dezavantajlarından biri hareketsizlik ve sonucunda oluşan kronik hastalıklar, bir diğeri de kolay verilemeyen kilolar ve çağın hastalığı stres. Durum böyle olunca doktor doktor gezerek çare aramak, diyetisyen ya da spor merkezlerine gidip kilo vermeye çalışmak, kaçınılmaz oluyor. Kuşkusuz her güzelliğin, zor bir tarafı vardır. Yeter ki aşmak için kararlı ve sabırlı olalım.

Her işin başı sağlık diyoruz. Lütfen duyarlı olalım, olmayanları uyaralım.

Bugünün işini yarına bırakmayalım.

UFUK ERKOCKAR

uerkockar@mynet.com



  Yorumlar

Yorum yazmak için tıklayın!

Bu habere ait henüz yorum bulunmamaktadır.
İlk yorumu siz yapmak istiyorsanız tıklayın.