1955 Mersin-Mut doğumlu. Kendisini Torosların içinde bir Yörük çocuğu olarak tanımlayan Mehmet Öztürk, meslek hayatına İlköğretmen Okulunu 1974 yılında bitirerek, ilkokul öğretmeni olarak başlamıştır. Öğrenimini ise, hiç ara vermeden bugünlere kadar sürdürebilmiş nitelikli biri. İlköğretimden başlayarak, üniversiteye kadar eğitim ve öğretimin her basamağında eğitici olarak görev yapmıştır. Bu arada öğrenim hayatının hala devam ettiğini, önünde doçentlik ve prof. basamakları olduğunu söylüyor. Yani okumanın, kendini geliştirmenin yaşı ve zamanı olmadığının en gerçek örneği. Halen İst. Üniv. de öğretim üyesi olarak çalışmaya devam ediyor.
Evli ve eşi de kendisi gibi öğretim üyesi. Eğitim ve öğretim onların yaşam biçimi olmuş. Sürekli olarak topluma nasıl faydalı projeler üretebilirim diye düşünen, başarılı çalışmalara da imza atan Mehmet bey kadınların okumasını, kendisini geliştirerek gurur ve başarının temsilcileri olmalarını yürekten dilerken sorularımızı bakın nasıl yanıtlamış…
TÜRKİYEDE EĞİTİM VE ÖĞRETİME YETERİNCE ÖNEM VERİLİYOR MU?
Cumhuriyetin ilk yıllarına okuma yazma oranı %10 civarında idi. Yeni alfabe ile bu oran % 40 oldu. Eğitim-öğretim için toplumun her kesimini kaplayan bir seferberliğe gereksinim vardı ve bu yapıldı. Bugün ise %90 lara ulaşan okuma yazma oranı bizi aldatmasın. çünkü, günümüzde sadece okur yazar-olmak yetmiyor. Cumhuriyetin ilk yıllarında devletçi bir eğitim sistemi uygulanırken, 1980 li yıllardan sonra liberal eğitim ön plana çıkmıştır. Yani, önceleri ülkenin gereksinmelerine göre planlanan eğitim, daha sonra kişilerin tercihlerine, ya da arz-talep ilkelerine göre yürütülmeye başlanmıştır. Bu geçiş sürecinde, biraz sıkıntı yaşanmıştır. Kalkınmakta olan bir ülkenin gereksinmeleri yerine, kişisel tercihler ön plana çıkmış ve bir çok üniversite mezunu işsiz kalmıştır. Bu gün hala, ülke kalkınması için gereksinme duyulan mühendislik alanı yeterince mezun verememektedir. Bence, biraz daha planlı ve devletçi eğitime devam edilmeli ülke gereksinimleri ön planda olmalıdır. Özel okulların yaptığı gibi, kolay ve ticari ağırlıklı eğitim ikinci planda tutulmalıdır.
çAĞDAŞ TÜRK KADINI NASIL OLMALI?
Cumhuriyet dönemine kadar toplumsal düzen daha çok dinsel motivlere dayalı olduğu için İnsan kul, kadın da onun cariyesi idi. Kadın Hakları dogmatik yasalarla belirleniyordu.
Cumhuriyetten sonra çağdaş-akılcı ve toplum bilimlerinin gereklerine uygun yurttaşlık ön plana çıktı. Ancak, kadın hakları açısından istenen sonuçlar alınamadı. Toplumun %51’ini oluşturan kadınlar ikinci sınıf insan muamelesi görmeye devam ediyor. Dövülüyor, satılıyor, ekonomik özgürlüğü yok.… Toplumun yaklaşık %40’e oluşturan kırsal kesimde durum daha da vahim.
Olması gereken ise; toplumsal yaşamın her kesiminde eşit haklara sahip, aile içinde, işinde, siyasette ve en önemlisi de eğitimde ve yeni nesillerin yetiştirilmesinde kadınların da erkekler kadar söz sahibi olmalarıdır.
ÜLKEMİZDEKİ KADINLARIN EĞİTİM DÜZEYİNİ YETERLİ BULUYOR MUSUNUZ?
Maalesef erkeklere oranla daha gerideler ve kırsalda ilköğretimle sınırlı. Üniversiteye başvuranların oranına bakıldığında, kadınlar erkeklere göre geride kalıyor. Bunun nedeni daha çok, insanların eğitim- öğrenim için yeterli ekonomik kaynağa sahip olmaması olduğunu söyleyebiliriz. Zorunlu eğitim hala sağlanamamış durumda. Kız çocukları okutulmak, iş sahibi yapılmak yerine, bir an önce evlendirilmeleri düşünülüyor.
AİLENİZDEKİ KADINLARIN KONUMUNDAN BAHSEDERMİSİNİZ?
Benim ailemde de durum hiç parlak değildi. Geleneksel Türk Kadınının sorunlarını benim annem ve yakınlarım da yaşanıyordu. Şimdiki ailemde de yine eşitsizlik var. Bu defa eşitsizlik, kadın üstünlüğünden yana… (Gülüyor bu arada)
Ben kadın erkek eşitliğinden yanayım. Biz eşimle, kararların ortaklaşa alıp uygularız. Eşim benimle eşit haklara sahiptir.
ERKEKLERE VERECEK BİR MESAJINIZ VAR MI?
Kişisel mesajların çok da önemli olmadığını düşünüyorum. Erkek egemen toplum yapısının değişmesi gerekir. Bunun için, devlet ve sivil toplum kuruluşlarının işbirliği yapması projeler üretilmesi gerekmektedir.
NASIL BİR KADIN PROFİLİ çAĞA UYGUN DÜŞER?
Kadın elinin ve fikrinin değdiği her şey daha güzel olur. Fakat her yönden özgür olan ve düşünebilen kadından bahsediyoruz. Kadının özgür ve çağdaş olmasının en önemli dayanağı, bence, laik eğitim ve laik toplumdan geçmektedir. Ayrıca, ister kadın, ister erkek olsun eğitimin programlarının gelenek, görenek ve dogmatik düşüncelerden arındırılarak pozitif bilimlerin ışığında yapılması gerekmektedir.
EVDENOKULA PROJESİ İçİN NE DİYECEKSİNİZ?
Gerçekten önemli bir proje. Bu tür projelerin yaygınlaştırılması ve desteklenmesi gerekir. İnsanın yaşam kalitesini belirleyen öncelikle aldığı eğitimdir. Fakat çoğu insan, ne zaman, hangi eğitimi alacağının farkında değil. İnsanların eğitimi nasıl ve nerede alacaklarına dair “yönlendirilmeleri, bilinçlendirilmeleri, motive edilmeleri gerekiyor. Bence, bu örnek proje, desteklenir ve uygulanabilirse önemli bir adım atılmış olacaktır.