NEVRİYE YILMAZ
Bayan Basketbol Milli Takımının Kaptanı ve Fenerbahçenin 1.95lik Pivotu Aşk Çemberini anlattı

EN BÜYÜK AŞKIM BASKETBOL

Bayan Basketbol Milli Takımı'nın başarısında büyük pay sahibi olan başarılı pivot Nevriye Yılmaz, "2009'dan çok umutluyum. Avrupa'da ilk beşe girip, şampiyonaya direkt katılmalıyız. Ayrıca Dünya Şampiyonası ve Olimpiyatlara gitmek, madalya almak istiyoruz" dedi

 

Milli Takım ve Fenerbahçe'nin başarılı yıldızı Nevriye Yılmaz, Avrupa Şampiyonu eleme grubu maçlarının ardından ilk kez Milliyet'e konuştu.

Milli formayı 202 kez giyerek ülkemizi başarıyla temsil eden 1.95'lik boyuyla Pota'nın "en uzun Perisi" Nevriye, geçtiğimiz ay Adana'da oynanan 32. Avrupa Şampiyonası elemelerinde ay - yıldızlı ekibin geldiği nokta, sergilediği performans ve özel hayatı hakkında iddialı açıklamalarda bulundu.

Elemelerde büyük bir başarıya imza atarak yedi galibiyet, 1 yenilgiyle final vizesini alan Milli Takım'ın yıldızlarından Nevriye, Avrupa Şampiyonası'na üçüncü kez katılacaklarını belirterek, "Elemelerde bu yıl çok iyi oynadık. Elde ettiğimiz başarıda coachumuz Ceyhun Yıldızoğlu ve menajerimiz Canan Erdoğan'ın çok emeği var. Onlar evlerini ve çocuklarını bırakıp özveriyle birlikte bizimle oldular.

Ceyhun ağabey bizimle çok ilgilendi, bizi çok önemsedi, her detayla ilgilendi. Canan abla ve Jülide Sonat yanımızdan hiç ayrılmadı. 2,5 aya çok şey sığdırdık ve bu kısa sürede aile gibi olduk. Koca bir sezon geçirmiş gibi kaynaştık

hepimiz. Başarımızdaki en büyük etkenin bu birliktelik olduğunu söyleyebilirim" dedi.

Başarılarının asla bireysel olmadığını, takım olarak hedeflerine doğru ilerlediklerini belirten yıldız basketbolcu, "Kampta yaşanan en sürpriz olay federasyonumuzun bize verdiği prim oldu. O paraya tabii ki ihtiyacımız yoktu ama çok mutlu olduk. Ben bunun başarımıza çok katkısı olduğuna inanıyorum. Başıma gelen en talihsiz olay da, eleme maçlarında çok iyi bir çıkış yakalamıştık ki sırtım tutuldu ve ben deplasman maçına Polonya'ya gidemedim. Kadromuza

seçilen isimlerin hepsi doğru isimlerdi. Maçlardaki deneyimlerden anladık ki Avrupa'daki yerimiz ilk beş ve üstü. Artık Dünya Şampiyonası, Olimpiyat gibi hedeflerimiz var" diye konuştu.

Nevriye, geleceğe yönelik hedeflerini ve özel yaşantısını da Milliyet'e tüm içtenliğiyle anlattı:

'çok değiştik'

"Daha önce böyle hedeflerimiz olmamıştı. 10 kişiyi zor toplardık, yalnızca altısı oynardı. Şimdi oyuncu sayısı arttı ve birbirini hiç aratmayan oyuncular var. Sistem değişti, bizler doğru yaşlardayız ve tecrübe kazandık. Elemeler bizim olmamamız gereken yerler. Artık Avrupa Şampiyonası'na doğrudan gidecek seviyedeyiz. Bunu ispatladığımızı sanıyorum. Kariyerim boyunca WNBA, İtalya ve İsrail'de bulundum. Euroleague'de şampiyonluk, milli takım da kupa kaldırmak istiyorum. Devlet sporculuğu ayrıcalığından sonra artık madalya almak da şart oldu."

'Devşirmeye karşı değilim'

Milli Takım'da devşirme oyuncuya karşı değilim. Doğru kişiler olursa neden olmasın. Biz, fizik olarak uluslararası arenada biraz zayıf kalıyoruz. Üst düzeyde bir şeyler yapmak için, devşirme sporcuya gerek olduğuna inanıyorum. Bu çerçevede kadroya dahil edilen Nevin Newlin'in bize olumlu katkısı olacağı kesin. Her milli maçta heyecanlanıyorum. Milli marş okunurken, flamayı rakip takıma verirken elim ayağım birbirine dolaşıyor. Kalp çarpıntısı, stresle gelen güzel bir heyecan bu, korku değil. Şampiyonada bizi zorlayacak takımlar İspanya, Rusya ve çek Cumhuriyeti olur. Onların direnci hiç düşmediği için fark oluşturup başarılı oluyorlar. Bizde istikrarsızlık sorunu vardı ama son 3 maçta çok iyi oynadık. Bazı şeyleri aştığımızı söyleyebilirim."

'Şıpsevdiyim'

"İtiraf etmeliyim ki şıpsevdiyim. çabuk aşık olur, çok çabuk da sıkılırım. Biraz ayran gönüllüyüm galiba... Şu an hayatımda biri yok ama aday var. Küçüklüğümde balerin olmayı çok istemiştim ama uzun boylu ve iri olduğum için herhalde almadılar beni, iyi ki de öyle olmuş (1.95 boyla da nasıl bir balerin olurdum kimbilir) basketi seçmişim. Boyum uzun olduğu için modayı takip etmekte zorlanıyorum. Uygun beden bulamadığım için genellikle yurt dışından alışveriş yapıyorum."

'Asosyal yaşıyoruz'

"Maalesef arkadaşlarımın hepsi spor camiasından, öncekilerle görüşmeye vakit bulamıyorum. O kadar yoğun çalışıyoruz ki dışarı bile çıkamadığımız oluyor. Akşamları evde toplanarak vakit geçirmeyi seviyoruz. En yakın arkadaşlarım Meral, Yasemin ve Tuğba'yla genelde evde toplanıyoruz. Bu, kesinlikle televizyon izlemekten keyifli ve özellikle de Avrupa yakası, Elveda Rumeli dizilerini kaçırmamaya çalışıyorum. Bulgaristan göçmeni olduğumdan kan çekiyor herhalde. Ana kuzusu değilim, kendi özgürlüğüme çok düşkünüm ama ailem, arkadaşlarım ve basketbol, hayatta vazgeçemeyeceğim şeyler."

'Yeniden okuyacağım'

"Türkiye'de sporcuların eğitimi sürdürebilmek için kılı kırk yardığını bilmeyen yoktur. Tek sorun aynı anda eğitim ve sporun birlikte götürülmeye çalışılmasıdır. Bizde okul ve spor ayrı yürütüldüğü için zamanla dersler aksıyor, aileler mutsuz oluyor ve çocuk bir tarafı seçmek zorunda kalıyor. Aslında gerçekten istendiği zaman benim gibi çok zor şartlarda bile spor öncelikli olabiliyor. Aileler çocuklarını zorlamasınlar diyorum hep. Ben ortaokulda çok başarılı bir öğrenciydim. Boyum arkadaşlarıma göre çok uzundu. Sınıfa girenler 'kaç kez sınıfta kaldın' diye soruyordu ve boyumdan utanıyordum o yıllarda. Sonrasında spora daha çok vakit ayırmak zorunda kaldım. Lise zar zor bitti bitmesine ama üniversitede öyle olmadı. İstanbul Üniversitesi Beden Eğitimi Spor Yüksekokulu'nda Hazırlık okudum. Birinci sınıfa geçtiğimde Galatasaray'a transfer oldum. Sonra yurtdışı, WNBA derken okuldan atıldım. Şimdilerde bir söylenti var, af çıkacakmış. 28 yaşındayım, profesyonelim ve iyi para kazanıyorum. Başa dönmek zor olsa da eğitim almak ve tekrar akademiye dönmek istiyorum."

'Röportaj ilk hayalimdi'

"çocukluğumdan beri basketbolu çok seviyorum. Evde hayaller kurardım. Hep bugünkü halimi hayal olarak görüyordum. Yegane hayalim benimle röportaj yapmalarıydı. Anneme anlattığımda beni gülerek dinlemişti. 16 yaşımda milli oldum. Bulgaristan'dan göç ettiğimizde dördüncü sınıfa gidiyordum. Ailem her şeye sıfırdan başladı, işsizlik, yoksulluk çektik o yıllarda. Sanırım o yüzden çok tutumluyum. İlk maaşım 40 liraydı, sonra 400 oldu. Harcaya harcaya bitiremiyordum. Şimdi iyi para kazanıyorum ve biriktirmeyi seviyorum. Yasemin bana takılıyor hep 'bu paraları nereye gömüyorsun' diye, ama hayat hep böyle gitmeyecek, geleceğimi garantilemek zorundayım ben. Bir de soğuk biri olarak tanınıyorum ama öyle değilim. Karşı taraftan kaynaklanıyor diyebilirim. Rahat ve neşeli biriyim."

 

Güçlü ülkelerle eşleştik

Avrupa Şampiyonası için çekilen kurada İspanya, Rusya, Litvanya gibi güçlü ülkelerle eşleştik. Sonuçta herkes için zor bir şampiyona olacak. Grubumuz zor olsada bizim hedefimiz belli. Bu aşamaların hepsini geçip, Dünya Şampiyonasına vize alacağımıza takım olarak inanıyoruz.

RÖPORTAJ : UFUK ERKOçKAR

 

 



  Yorumlar

Yorum yazmak için tıklayın!

Bu habere ait henüz yorum bulunmamaktadır.
İlk yorumu siz yapmak istiyorsanız tıklayın.