BEŞİKTAŞ BAYAN BASKETBOL ANT. AZİZ AKKAYA
AZİZ AKKAYA

 

AZİZ AKKAYA

 

 

Tam tamına 21 yıldır Beşiktaş Bayan Basketbolu’nun başında olan coach Aziz Akkaya, bunu nasıl başardı? Kendi alanında bir rekora sahip usta antrenör bunun sırrını Evdenokula okurlarına bakın nasıl anlattı:

“Öğrencilik yıllarımda en büyük hayalim basketbol da fırtınalar estiren Beşiktaş Bayan Basketbol Takımı’na antrenör olabilmekti. Nişantaşı Spor Kulübü, İstanbulspor, oradan da Beşiktaş… Yıl 1988 ve ben üç yıl içinde başarmıştım bunu.

İstediğim kulüpteydim ama hayalimin gerçekleştiği Bayan Basketbolunda bir çöküş başlamıştı. Hatta arkadaşlarım “Beşiktaş’a gitme kaybolursun” demişlerdi. Anlayacağınız dibe vurmuş bir takım vardı karşımda, durum felaketti! Oyuncuların çoğu GS, FB’ye transfer olmuş, Altyapı’nın kendine faydası yok! Aldığı yegane skorsa “hükmen mağlubiyet.

Basketbolda çalışırken Beşiktaş çok iyi bir takımdı, bu yüzden tek hedefim bu kulübün bayan basketbol antrenörü olabilmekti. Oldum olmasına da, ben Beşiktaş’a geldikten sonra bir çöküş başlamıştı. Lig şampiyonluğun yaşandığı 1984/85 sezonundan sonra da oyuncuların çoğu Fenerbahçe ve Galatasaray’a transfer olmuşlar, Altyapı’dakiler maçları hükmen kaybediyor, durum felaketti. Beşiktaş 3-4 sene çok sıkıntı çekti.

çok çalıştım

Kulübe gelir gelmez altyapının başına geçtim ve çok önem verdim. Doğru dürüst oyuncu yoktu, sıfırdan yapılanmaya başladık. Küçük Takımla başladım, sonra Yıldız iki sene sonra da hem Genç Takım hem de A Takımı; hepsini bir arada çalıştırmaya başladım. Kendi oyuncularımızla yukarı çıktığımız için oyuncular bize, biz de oyunculara bağlı kalıyorduk. Bayan oyuncularda fazla profesyonellik olmayınca, biraz da duygusal olunuyor. I.Lig’de oynamamıza rağmen, aldığım para ancak yol masrafıma yetiyordu. Beşiktaş Kulübü’nde belki fazla para yoktur ama hava vardır. Bu havayı, sıcaklığı başka hiçbir takımda bulamazsınız.

Hırsızlık yapmadım

Altyapı’dan, A Takımına, salon müdürü, aşkan herkes biraradaydı. Hentbol, voleybol, basketbol aynı salonda oynanırdı. Salonda yer-içer,  hatta kaldığımız çok olurdu. Ama ortam bunu gerektiriyordu. Sfırdanr yapılanma yaptık, ortaya çok güzel bir meyve çıktı. Tabi bu sırada dürüstlük ve bir duruşumuz vardı. Maddi, manevi hırsızlık yapmadık, kalmamız bundandır. Dürüstlük çok önemli ama yetmiyor, bir emek sarf etmek, ortaya gerçek bir ürün sunmak gerekiyor. Ben de bu ürünü iyi sunmuş olmalıyım ki… Bu arada beşinci senemdi, Deniz Nakliyat’a transfer olacaktım. Süleyman Seba, Deniz Nakliyat’ı aramış ve almayın demiş. Beni isteyen çok kulüp oldu, her seferinde gittim konuştum ama burayı bırakmayı hiç istemedim,  kulüpte beni bırakmadı. Başarılı oldum kaldım, başarısız oldum gitmeliyim diye bir şey yok, biz bir aile gibiydik. Bayan Basketbolu özveri işidir, kim derse ki ‘ben çok paralar kazanıyorum’ yalan söyler.

İnternet sitelerinde taraftarlardan saldırı oluyor, “Aziz Hoca gitsin” diye,

 

Taraftar “Git” diyor!

Düşünsenize ben bu kulübe gençliğimi vermişim. Üniversite, master derken, 20 senem burada geçmiş.  Zamanıdır gitmenin diyorum bazen ama demek ki şartlar henüz oluşmadı.

Kulüp evimize çok yakındı ve Beşiktaş’ta çok arkadaşım vardı. Öyle geldik ve kaldık işte!

Şimdiye kadar yönetimden kimse bana bırak demedi. Bazen ben kendi kararımla istifa etmek istediğimi bildirdim, dilekçe yazdım, telefon ettim ama kabul etmedikleri gibi kalmalısın dediler. Bu her başkan döneminde olmuştur. Taraftar isyan ediyor, internette birisi yazmış “Para almadığın için mi duruyorsun orada, topil mi var?”. Sporda kesinlikle torpil olmaz, var diyen yalan söylüyordur. çok mücadele verdim, birçok kez yabancısız parasız oynadık, kendi imkanlarımızla salon bile yaptık. Bir emek var ortada, yarın çekip gidebilirim zor değil, hiç de kavga etmedim bunun için… Elbette burada kalacak halim yok, çivilenmedim. Taraftar  saldırmakta haklı ama bilmiyorlar ki ne kadar para yatırdık, hangi şartlarda oynandı! Final oynadık, şampiyon olduk birçok şeyi bilmiyorlar. Tam 8 şampiyonluğum var. Bugüne kadar çok oyuncu yetiştirdim, niye yapıyoruz ki bunu?.. Sonuçta işimi seviyorum ve bana güvenen insanlarla çalışıyorum. İki nokta birleşiyor ve ortaya büyük bir sinerji çıkıyor.

 

Beşiktaşlı olmak başka

25 yıl önceki ağabeylerimi görsem ellerini öperim, saygı duyarım, herkes böyle! Beşiktaş’ta hiçbir yönetici maddi manevi, kötü anlamda bir şey söylemez. Bugüne kadar hiçbir başkan oyuncu konusunda bana müdahale etmemiştir. Elbette hesap sordular, sonuçta ortaya bir ürün çıkarıyoruz.

 

Seba çok farklıydı…

 

Onun yanında duruşumuz da çok farklıydı. O’na Süleyman baba bile desek olur. Her dönem yardımcı olmuştur bana özellikle askerlikte! Genç Takımı çalıştırdığım bir dönemdi. Kızlar erkenden gelip gürültü yapıyor diye, salon müdürü Ali İhsan, kızıp, bağırıyordu. Bende onunla bir süre konuşmadım. Küsmüştük. Bir gün Başkan Süleyman Seba telefon etti “Aziz sen ne yapıyorsun” dedi. Ben orada ne demek istediğini anlamıştım. Beşiktaş’ta küçük, büyüğe küsmez, cevap veremezdi. Henüz üçüncü senemdi ve bir daha bir şey olmadı.

 

Hedef küçültmedik 

 

Ligde 2. sıradayız. Galatasaray 2-3 yeni oyuncu aldı, Fenerbahçe’de inanılmaz yatırımlar yaptı. Beşiktaş yatırım yapmıyor denmesi çok yanlış. Biz bu yıl Euroleague oynadık. Bu inanılmaz bir vitrin. Bütçemiz bu yüzden düşmüş olabilir ama mücadeleci bir takım kurduk. Takım olarak yeniyiz ve yüreğimiz derin. İstesek daha çok oyuncu alabilirdik ama kulübümüz hedef koydu Euroleague oynayacağız diye… Oyuncu bütçemiz bu yüzden biraz düşmüş olabilir. Sezon ortasında oyuncu almak sakıncalı olabilir. Takımdaki değerleri de bozabilir.

Biz fazla oyuncu alarak değil, açığı kapatarak başarıyı yakalayacağız. Önümüzdeki sezon iki yerli oyuncu almak istiyorum.

Avrupa’da kupa istiyorum

Türkiye’de hiçbir takım Avrupa’da kupa kaldıramadı. En büyük hedefim kupayı alan ilk Türk antrenör olmak. Yönetici, antrenör, oyuncu, taraftar hepsi bir bütün. Biri olmadan olmuyor. Taraftar desteklemezse şampiyon olunmuyor. Kemikleşen 150-200 seyircimiz var, bunda medyanın rolü büyük. Ben Beşiktaş’ çok seviyorum. Şunu bilsinler ki; herkes zamanı gelince gideceği yeri bilir. çok fazla maddi kazancım da yok bunu da herkes bilsin. A Milli Takımda çalışmak istemiyorum. Sezon üç ay ve mevsimlik işçi gibi oluyorsunuz. Kulüp benim için hep öncelikli oldu ve olacak. Parayı kulüpten alıyoruz ve zamanı orada harcamak gerekiyor.

Atyapıda önemli oyuncular var

Küçüklere çok zaman ayıramıyoruz. Salonlar da ayrıldı. Ama iyi malzemeler var elimizde. Gonca Karataş, Harika Eldaş ilerisi için önemli oyuncular. Yazın A Takımıyla çalışma imkanları oluyor. Hem şampiyonluğa oynayıp, hem de oyuncu yetiştirilmiyor. Bir dönem genç oyunculara yoğunlaşıp, sonrasında şampiyonluğa çalışmak lazım.  çok  alınganım, emek verdiğim oyuncular başka takımlara geçtiler, ben de küstüm onlara. Yine de takip ediyorum, kötü oynadıklarında içim cız ediyor. Maçlarda eski oyuncularla hiç konuşmam, yanlış anlaşılabilir diye, sonuçta rakip oluyorlar.

Evlenmek için geç kaldım

Basketbol Antrenörlüğü çok zor. Akşamınız sabahınız belli değil. Arkadaşlar çağırıyor hep doluyuz. İşler ön planda olunca olmuyor. Aslında ben çok çabuk sıkılırım, oturmayı sevmem. Hep hareket halindeyim. İktisat mezunuyum, mesleğimi yapmadım, masa başında oturmamak için. Evlenmek içinse geç kaldım sanırım, ailemle yaşadığım için biraz rahatım galiba, onlarda baskı yapıyor artık. Üstelik yalnızlıktan nefret ediyorum. Kadınlarda dürüstlüğe önem veririm, güzellik gelip geçicidir. Yalandan nefret ederim ve birinin yalanını ortaya çıkarmaktan acayip mutluluk duyarım. Ben aşka inanmam, saygıya inanıyorum. Evlilik bir şirket anlaşması gibi

Kıskanç ve çift karekterliyim

Benim doğum tarihim belli değil köyde kaydetmişler. Annem bahar zamanıydı diyor. Mesela ilk ismim Azimet’miş, sonradan Aziz oluyor, bir sürü hikaye var yani… Sahanın içinde kişilik değiştiriyormuşum, öyle diyorlar! İkizler burcumuyum acaba, çift karekterliyim ve kıskanç olduğumu itiraf ediyorum.

.

Doktor olacaktım

İlkokul çağlarımda bir gün babam çok hastalanmıştı ve yardım edemiyorduk. O an çok çaresiz hissetmiştim kendimi ve doktor olacaktım, olamadı! Ardından öğretmen olmayı kafaya koymuştum, hatta yatılı öğretmen sınavlarına bile girdim ne var ki Şişli Terakki’den burs kazanınca basketbolu seçtim. çocukluğumda yapmadığım iş kalmadı. çay ocağı, kasap, kuaförde çıraklık yaptım, maçlara gidip su sattığım oldu. Sigaranın karaborsa olduğu tarihlerde, arkadaşımın babası sigara sattırmıştı bize… İnsanlarla hep diyalog içinde olmayı hep sevdim. antrenör olmaya 16 yaşımda boyumun uzamayacağını düşünerek  karar verdim. Buralara kadar geldik işte…

Hiç dayak yemedim

İlkokul 2.sınıftan itibaren hep sınıf başkanı seçtiler beni. Lakabım ‘Başkan’dı. Hiçbir arkadaşımı şikayet etmedim. Hocalardan da annemden de dayak yemedim.

 

Tek sermayem arabamdır

Benim bir tek arabam var başka da bir şeyim yok. çok para kazanmıyorum. Kazandığımız da mevcut şartlarda ancak yetiyor. Mesai parası almadığımız gibi, dokuz aylık maaşımız 12’ye bölünüyor. Üç ay para yok, sermayeden yiyoruz, kadrolu olmadığımız gibi sosyal güvence de yok. Eskiden asgari ücretin iki katıydı aldığım para ve 1200 dolar ediyordu. Para bile biriktiriyordum Şimdi bunlar hayal oldu! Bende günlük yaşıyorum, kazandığımı harcıyorum, Yarın ne olacağımız belli değil, ölüm var… Trilyon olsa bir günde hacarım.

 

Şampiyon olduğumuz maçın son molasında, aldım tahtayı bir şeyler çiziyorum. Kafamı kaldırdığımda bizim bench’de 200 kişi var. Oyuncular başka tarafta eğleniyorlar, ben de tribüne anlatıyormuşum. Seyirci demiş ki ‘bu adamın yaptığı iki tane kesik çizgi ben de antrenör  olabilirim.

 

İlk yıllarımda bir oyuncumuz var, salonda bağırıyorum duymuyor. Gittim yanına ‘Kızım sağır mısın, neden nakmıyordun2 dedim. Evat dedi, meğer bir kulağı duymuyormuş Yine aynı yıllarda kızlar sürekli karın ağrısından şikayetçi, antremana çıkmak istemiyorlar. Bizim Turan Abi vardı, ona abi bu kızlar sürekli üşütüyorlar mı diye sormuştum meğer sebebi başka bir şeymiş.

Bayan Basketbolunda en profsyonel oyuncu Nevriye çok takdir ediyorum. Türkiye’nin üst noktada ve örnek oyuncusu diyebilirim.

Benim idolüm ise Cavit Altunay. Onun peşinden gittim ve çok şey öğrendim. Yeteneğe çok önem verirdi. İlhan Emre ve Turan Peker’in de bende çok emeği vardır.

 

 

 

 

 

 

 



  Yorumlar

Yorum yazmak için tıklayın!

Bu habere ait henüz yorum bulunmamaktadır.
İlk yorumu siz yapmak istiyorsanız tıklayın.