ÇAĞIN VEBASI OBEZİTE
Şişmanlıkla başlayan obezite hareketsizlikle...

 

Bu kelimeyi her duyuşumda tüylerim diken diken oluyor işte. çağımızın en illet hastalıklarından biri. İnsanı en zayıf noktasından yakalıyor. Mide de başlıyor, beyni fethettikten sonra esir edemeyeceği organ yok gibi! Bu devrelerden sonra ise kurtulabilene aşk olsun.

Toplum olarak yemeğe olan düşkünlüğümüz malum. Ancak beslenme şeklimiz de aynen yaşam tarzımız gibi hızla batıya uyum sağlamış olmalı ki yapılan istatistikler sonucunda

obez bir toplum olma yolunda oldukça hızlı adımlarla ilerlediğimiz apaçık ortada.

Nedir obezite diye soranlar var, az buçuk fikir sahibi olanlar da…halk arasında  daha yeni yeni duyulmaya başlanan bu kelimenin anlamı bilinmediği için risk olup olmadığı da doğal olarak bilinmiyor. Bu da önlem almayı güçleştiriyor. Aslında toplumu ilgilendiren konularda nasıl bilgilendirme yapıldığı ortada. Bu durumda da iş başa düşüyor. Herkes uyanık olmalı ve sağlık konusunda gündemi tâkip etmelidir. Son yıllarda yapılan istatistiklere göre obezitenin; Türkiye genelinde kadınların %35 inde, erkeklerin ise %20 sinde mevcut olduğu saptanmış olduğu, çocuklar arasında da hızla yükselen bir grafik çizdiği (özellikle 6-12 yaş grubu) saptanmıştır.  Alınan enerji, tüketilen enerjiyi geçtiği zaman, yağ olarak birikmeye başlar. Mevcut yağ hücreleri de genişleyerek büyümeye devam eder. Aynı şekilde devam eden bu süreç içerisinde hareketsiz oldukça durağan bir dönemde iseniz vay halinize! Şişmanlıkla başlayan obezite hareketsizlikle de artarak morbit obeziteye kadar gidebiliyor.

Bu noktadan sonra sağlığı tehdit eden, vücudun kontrolünü ele geçiren, kişiyi günbegün yıpratan bir canavara dönüşüyor. Kendi ellerimizle yarattığımız bu canavarı doktorsuz,

ilaçsız hatta bazen neştersiz yenemiyoruz.

Dr.Kağan Kocatepe’nin araştırmalarına göre obezitenin sonuçlarından bazıları şöyle:

*kronik kalp hastalığı riski artar

*hipertansiyon riski olmayanlara göre 3 kat artar

*tip2 diyabet riski artar

*depresyon ve gut a neden olabiliyor

*ölümcül inme riskini arttırır

*safra kesesi ve prostat kanseri riskini arttırır

*siklus bozuklukları meydana gelebilir

*libido ve potansta azalma meydana gelebilir

*erkeklerde kolon, rektum, prostat Ca riski artar

*reflü ve ozofajit , hiyortus hernisi daha sıktır

Vücutta aşırı yağ birikmesi sonucunda oluşan çağın hastalığı obeziteyi uzmanlar “Vücut Kitle Endeksi” (VKİ) ile, kilonun boy karesine oranlaması ile ölçüyorlar.

 VKİ=Kilo/Boy(m kare)

çıkan sonuçlara göre:

18.5 in altındakiler zayıf

18.5-24.9 arası normal

25-29.9 arası hafif şişman

30-39.9 arası şişman(obez) 

40 ve üzeri ise morbit obez olarak kabul edilen değerlerdir.

Buna göre kadınlarda 21, erkeklerde 22, menepoz sonrası için 25 değeri normal kabul ediliyor.

Bir başka obezite değerlendirmesi de bel çevresinin ölçülmesiyle yapılıyor. Göbek deliği seviyesinde ölçülen ”bel çevresi” kadınlarda 80 cm, erkeklerde 94 cm ve altında olmalıdır. Kadınlarda 88 cm, erkeklerde 102 cm den fazla olması kiloya bağlı sağlık sorunu yaşanması olasılığını arttırmaktadır.

Yeme alışkanlıkları, hareket azlığı, non-aktif bir yaşam biçimi, uykusuzluk, stres gibi bazı faktörlerin bir araya gelmesiyle çok kolay alınabilen kilolar, daha sonraları hayatı tehdit eder hale gelebiliyor. Şimdi VKİ nizi hemen hesaplayıp hangi kategoride olduğunuzu bulun ve uygun bir egzersiz programı edinin hemen. Şişmansanız zayıflamak, normal kilolu grupta iseniz korumak amaçlı olsun. Şunu da belirtelim ki bugün normal olsanız da ileriki yıllarda kilo alma ihtimali hep vardır dikkat edilmediği takdirde!!!

Peki kişileri şişmanlama sınırına getiren, sınırı aşıp morbit obez vak’a sı yapan en önemli faktörler nelerdir acaba?

---Kötü beslenme                             

---çeşitli hastalıklar ve kullanılan ilaçlar

---Hormonal bozukluk(tirioidin az salgılanması)

---Metabolik bozuklular                                                 

---Psikolojik sorunlar ve stres

---Aşırı uyumak ve hareket azlığı

---Yaşla birlikte artan yağ oranı, hamilelik ve cinsiyet

---En önemli sebeplerden biri yeterli aktivite, egzersiz yapmamak

Eskiden şişmanlığın sebebinin çok yemekten kaynaklandığı sanılırdı. Oysaki gerçeğin anlaşılması bilimsel çalışmalarla kanıtlandığından beri zayıflamak için rejimden farklı metotlar uygulanarak sürekli yeni tedavi yöntemleri geliştirilmektedir. Cerrahi, psikolojik, diyet, egzersiz gibi yöntemlerle tedavi edilebilen obezite yani şişmanlık uzun süren bir tedaviyi gerekli kılmaktadır. Aksi takdirde geriye dönüş çok hızlı bir biçimde olurken eski kilonun üstüne çıkmak bile mümkün.Bu sebeple sabırlı olmak çabuk vazgeçmeyip, kararlı olmak psikolojik destek almak şart.Tedavi olmaya karar veren obez kişiler uzman doktorların tavsiye ettiği gibi öncelikle yeme alışkanlıklarını ve yaşam biçimlerini değiştirmeliler. Bunlar ilaçla tedavi edilemeyecek, kişinin iradesiyle aşılabilecek durumlardır.

İlaç kullanarak doktor gözetiminde tedavi olmanın asıl amacı iştahı kesmek, kandaki insülin miktarını düzenlemek, metabolizmayı hızlandırarak daha çok kalori harcanmasını sağlamak, yağ yıkımından sonra oluşan serbest radikalleri idrar ve ter yoluyla vücuttan atmak, yüksek tansiyon ve kolesterolü kontrol altına almak, damar tıkanıklığı, depresyon gibi sorunların oluşmasını önlemek;

Depo edilen yağların kasta enerjiye dönüşmesini hızlandırmak, en önemlisi hastanın iştahını frenlemek tedaviye sadık kalmasını sağlamaktır. İradesi güçlü kişiler tedaviye daha hızlı yanıt vereceği için psikolojik destek önemsenmeli ihmal edilmemelidir.

Türk Obezite Vakfı (TOV)uyguladığı tedavi yöntemleri ve bilimsel araştırmaları ile sayısız kişiye hizmet veren bir kuruluş. Vakıfta konusuna vakıf çok değerli hekimler hizmet veriyor.

ABD Harvard Üniversitesinde yapılan bir araştırmaya göre kan damarlarının işlevlerini azalttığı için kalp krizi riskinin yanında erkeklerde iktidarsızlık problemlerine de neden olduğu saptanmıştır.

Kadınlarda biyolojik yapılarından dolayı daha sık görünen obezite, beslenme alışkanlıklarının değişmesi sebebiyle çocuk yaşlarda da görülmeye başlanırken özellikle ilköğretim çağı çocuklarında (6 yaş ve civarı) hıza yükselen bir grafik çizmekte.

 Son günlerde Avrupa’nın birçok ülkesinde okullarda tedbirler alınmış hatta yasalarla da desteklenmiştir.  Bunun en önemli sebeplerinden biri şişmanlığın tehlike sınırında olup, sağlığı önemli derecede tehdit ettiğinin anlaşılmasıdır. çocukların, toplumun yapı taşları olduğunu düşününce önlem almanın ne kadar gerekli olduğu da anlaşılıyor. Ve tamgün eğitim-öğretim yapan okullarda kantinlerde satılan donmuş gıdaların, kalorisi yüksek ve sağlıksız yiyeceklerin başrolü oynadıkları… Okulda verilen, beslenme uzmanlarının yaşa ve aktiviteye göre hazırladığı günlük yemek programlarının gerekliliği… her gün tencere yemeği yemekten sıkılan çocukların daha pratik ve lezzetli olduğunu düşündüğü fast-food yiyecekleri daha çok tercih etmeleri ya da velilerin kantinden satın alınan yiyecekleri daha ucuz sanması…halbuki  toplamda daha fazla ödediklerinin farkında olmadıkları gibi sağlık açısından nasıl bir tehlikeyle karşı karşıya olduklarını bilmemeleri…

Bu arada fazla kilo ve şişmanlığı birbirinden ayırt etmekte fayda var.

Şişmanlık; yağ oranındaki fazlalık,

Fazla kilo ise; ideal kilonun üstündeki miktardır.

Aşırı kaslanan bir vücut normal kilonun üstünde olmanıza sebep olurken, bu bir hastalık değildir.

Kadınların fazla kilo almasının diğer bir sebebi de ”polikistik over” adı verilen bir sendromdur. Aşırı tüylenme, adet görememe, gebe kalamama, yumurtalıklarda çok sayıda kist oluşundan anlaşılabilen bu hastalık halinde adet gecikmesi ve gereksiz bir tüylenme görülür. Testosteron, androjen gibi bazı hormonların artması ile bölgesel tüylenmelerde artış olur. İnsülin hormonu ile de ilgili olan bu hormonlar zaman zaman kilo almayı kolaylaştırıp, vermeyi zorlaştırırlar.

Kadınlarda her ay gerçekleşen adet kanamalarının gecikmesi halinde, çatlaması gereken folikülün gelişiminin yarıda kalması ile kistlerin oluşması, ve kistlerin artması ile yalnızca yumurtlama sırasında oluşan

Progesteron hormonu üretimi aksar ve çeşitli düzensizlikler görülür. çatlamayan foliküller fazla miktarda testosteron üretir. Bu da kan şekerinin düzenlenmesiyle ilgili olan insülin hormonu salgısını bozarak kilo almayı kolaylaştırırken, ileride şeker hastalığına yakalanma riskini arttırır.

Testosteron hormonunun sürekli artması ve yüksek seyretmesine bağlı olarak kan yağlarının seviyesinin atması, buna bağlı olarak da uzun vadede kalp ve damar hastalıklarına yakalanma riskini arttırmaktadır.

Bu belirtiler fark edildiğinde derhal bir hekime başvurulmalı. Zira tedavisi mümkün.

 

UFUK ERKOçKAR 



  Yorumlar

Yorum yazmak için tıklayın!

fatma UYSAL - 05.12.2007

teşekkürler paylaşımız için çok yararlı bilgiler bunlar çok sağolun