ŞİŞMANLIK=HASTALIK=OBEZİTE
Obezite. Yani şişmanlık. Aşırı şişmanlık..

Obezite. Yani şişmanlık. Aşırı şişmanlık. çağımızın yeni belası mı desem, yeni vebası mı?  Daha ziyade kadınların kabusuydu. Ancak bu belanın çocukları da tehdit etmeye başlaması, tehlike çanlarını çalmaya başladı. Üstelik 3 yaşa kadar inmiş vaziyette. Okul kantinlerinde satılan yiyeceklerle beslenmeye çalışan binlerce çocuk ve aileleri henüz bir şeyin farkında değiller. Ancak hızla yükselen çocuk obezitesi oranları, yetkili kurumları harekete geçirmek için fazla önem arz etmiyor olsa gerek ki alınan bir karar, çıkan bir yasa göremedik henüz. Bazı özel okullar bu konuda oldukça duyarlı ki kantinlerde satılan yiyeceklere kısıtlamalar getirdiği gibi çocuklar üzerinde çeşitli anket ve testler uygulayarak tehlikenin boyutlarını tespit etmeye çalışıyorlar.  Yeditepe Üniversitesi’nin yaptığı bir araştırmaya göre 10-12 yaş arası ilköğretim cağı çocuklarda çok yaygın olarak tüketilen şekerli gıdalar, fast-food türü yiyecekler obeziteye zemin hazırlıyorlar. Dünyanın çeşitli ülkelerinde devlet tarafından acil önlemlerin alındığı çocuk obezitesi, ülkemizde henüz tehdit olarak algılanmadığı için birkaç özel okul dışında hiçbir kurumu rahatsız etmiyor.

Fransa da, okullarda gazoz ve şeker makineleri yasaklandı.

İngiltere’de 5-12 yaş arası öğrencilere cips, çikolata, tam yağlı süt ve gazoz satışı, okul kantinlerinde yasaklanıyor.

Hindistan’da Gıda ve İlaç Dairesi okular da gazlı içecek satışını yasakladı.

Yeni Zelanda Sağlık Bakanı 2008 den itibaren okullarda gazlı içecek satışının durdurulması için çalışmalara başlandığını açıkladı

ABD’de, 2010’da gazlı içeceklerin satışı yasaklanırken Coca-Cola, Schweppes mayıs ayında gönüllü olarak okullara gazlı içecek satmayacaklarını açıkladı. Ayrıca Amerikan Kongresi bir dizi önlem alacağını

açıklamış bulunuyor. 

Ülkemizde ölüm sebepleri ve oranlarına bakıldığında kalp-dolaşım bozukluğu ilk sıraları alıyor. Bu diğer ülkelerde de hemen hemen aynı. Kalp-dolaşım bozukluğuna sebep teşkil eden başlıca etkenler ise

hareketsizlik, beslenme bozuklukları ve genetik miraslarımız gelmektedir.

ABD’de Hastalık Korunma Merkezi (CDC)’nin yaptığı bir araştırmaya göre sağlıklı yaşamanın 4 faktöre bağlı olduğu saptanmış. Bunlardan kalıtımsal özellikler %20, tedavi ve sağlık kuruluşları %9,

Fiziksel çevre %20 ve en önemlisi %51 ile düzenli yaşam alışkanlıklarıdır.

%9 olan sağlık ve tedavi merkezleri az gelişmiş ülkelerde büyük olasılıkla daha yüksektir. çünkü yeterli sayıda hastane olmayışı, doktor ve ekipman yetersizliği tedaviyi imkansız kılarken, ölüm oranları da

Gelişmiş ülkelere göre daha yüksek çıkmaktadır.

Fiziki çevrenin de sağlıklı yaşam üzerindeki etkileri son derece önemli. Hava kirliliği, sigara içilen ortamda ikamet etmek, işyerlerinde zararlı metallere çalışarak, gereksiz yere radyasyon ve X ışınlarına maruz kalmak da yaşam kalitesini düşüren, ölüm riskini artıran önemli faktörlerden.

Gelelim en önemli meseleye!

%51 düzenli yaşam ve alışkanlıklar:

Haftada en az 3 gün düzenli ve yeteri kadar spor yapmak,

*Öğün atlamadan düzenli beslenmek ki günde 3 öğün; tavsiye edilen ise az ama sık yemek (5-6 öğün) daha iyi,

*Boy ve yaşla orantılı olarak ideal kiloyu muhafaza etmek,

*Yeteri kadar uyumak,

*Üç beyazdan sakınmak,

*Sigara ve alkolden uzak durmak

Bu alışkanlıkların tümünün edinilmesi aslında hiç zor değil. Ancak biri olmadan diğeri pek de fazla işe yaramıyor. Yani düzenli beslenme egzersizle desteklenmedikçe çok etkili olamıyor. Ya da alkol ve sigara

kullanınca yapılan ezersiz fazla işe yaramadığı gibi, düzensiz ve yoğun çalışma temposu da uykusuzlukla birleşip metabolizmanın dengesini bozulabiliyor.

Hareketsiz bir hayatın şişmanlığa yol açtığı, şişmanlığın ise obeziteye davetiye çıkararak, başta kalp-dolaşım bozuklukları olmak üzere çeşitli hastalıklara neden olduğu başta ABD olmak üzere birçok ülkede bilim adamlarınca kanıtlanmış bulunuyor.

Kitle sporlarının devlet tarafından desteklenmesi; halkın bilinçlenmesi ve sağlıklı bir neslin yetişmesi açısından çok önemli.7’den 70’e sporun sevdirilmesi, yaygınlaşması ve benimsenmesinde devlet politikaları, kitle iletişim araçları, eğitim kurumları son derece önemli. Devlet tesis yaparak, okullar eğiterek öğreterek, iletişim araçları da duyurarak ve izleterek sporun yaygınlaşmasına katkıda bulunabilirler

 

UFUK ERKOçKAR

  

 



  Yorumlar

Yorum yazmak için tıklayın!

Bu habere ait henüz yorum bulunmamaktadır.
İlk yorumu siz yapmak istiyorsanız tıklayın.